Kargı mıydı, kamış mıydı neydi O?
Her makama aşina bir şeydi O
Nefha nefha dem çeküp zevk-i sahâ
Nağmesiyle geldi câna deydi O
Silk-i uşşaka girüp hem verdi can
Câme-i nûr-i Hüseyni geydi O
Savtına anın ferah-efzâ derim
Aşıkâna menba-ı heyheydi O
Musikî ilmine hakim idi
Âdeta akran içinde Bey’di O
Yok nasıl bey’di efendim, şâh idi
Hamil-i esrâr-ı Rabb-i Hayy idi O
Nefh-i Davud’da bol âhenk ile
Tenlere hem canlara mayeydi O
Rûh-i Mansur’dan “Ene’l Hak” gû olup
Kâinatı mesteden bir meydi O
Safha-i ervâh-ı uşşaka bütün
Hüsn-ü aşk nakşeden hâmeydi O
Zevk ve derd-i aşkı ifşâ eyleyen
Bir İlahi nağme-i nâleydi O
Dildeki mana ü zevk-i ebkârına
Kudretin bahşettiği câmeydi O
Kevser-i irfân-ı Mevlanâ ile
Doldurulmuş manevi kâseydi O
Bir kamıştı sûretâ amma Azîz
Âlem-i mânaya mazhar Ney’di O.
Aziz Kenzî Şenol
Nâleden ney deldi bağrın Hû deyu nâlan eder
Mevleviler mesneviden başladı eş’ar-ı Hû
Cemâl-i Halveti
Nağme-i bülbül-i ney nefha-i Mevlânadır
İnletir canları her dem ederek nâya nüfûz
İhsan Hamamizade
Hoş gelir berceste şevk-âra gazel tanburdan
Nâle-i “Hu”dur çıkan her dem neyi mehcûrdan
Hakkı bey
Sanma bihûde döner vecde gelen aşıklar
Mest-i canan olarak akla veda eylerler
Neyden bang-i elestiyi duyup âh ederek
Hakkı âgûşa sarar öyle sema’ eylerler
Mithat Baharî
Sen “Dinle ney’den” dedin, biz kaval dinledik
Ney’den maksat kâmil bir insan imiş bilmedik
Her Aralık ayında seni andık sanırız;
“Gel” dediğin manada ne yazık ki gelmedik
R.Çetin
Gûş kıl “yâ Hu erihnî yâ Bilâl”in nüktesin
Şârih-i sırr-ı kelâm-ı aşktır nây u kudüm
Nükte-i ser-bestelerden dem urur âvâzesi
Remziyâ ser-mest-i câm-ı aşktır nây u kudüm
Ahmet Remzi Akyürek
Nâle-i neyle bugün pek bî-karar oldum yine
Ney hamûş oldu fakat ben nâle-kâr oldum yine
Nây-ı Mevlana-yı Rumi şerh-i derd-i aşk ider
Duyduğum an nefhasın zâr-u nizar oldum yine
Koptu âhım “Ateşest in bang-i nây-ü nist bâd”
Düştü ateş gönlüme âteş-nisâr oldum yine
Gûyiyâ mey nâle-i cân-sûzı neyden muhterik
Yandı sinem şârib-i leyl ü nehâr oldum yine
Geldi neyden mest iden “bişnev” sadâsı gûşuma
Dergeh-i Molla’ya düştüm hâk-sâr oldum yine
Asaf Halet Çelebi
Biz hevâ-yi zülf-i dildâr ile sevdâileriz
İnlesek dem dem acep mi şevkile nâyîleriz
Pâ bürehne çâk sîne merd-i rüsvâyileriz
Şems’den yaktık çerâğı aşkı Mevlâyîleriz
Ayrılıklardan inleriz ney gibi her dem zâr ü zâr
Şems önünce eyleriz gâhi sima’ı zerre-vâr
Mesnevi’le manevidir nutkumuz leyl ü nehâr
Şems’den yaktık çerâğı aşkı Mevlâyîleriz
Aşkî(Üsküdarlı İlyas)
Demlenür her dem havâ-yı aşk ile divâne ney
Neyle seyr et arz eder sûz-i dilin canâne ney
Bülbülî nâliş-geri hamûş eder gülzârda
Başlayınca nağme-i dil-sûz ile efgâne ney
Dem urur her dem makam-ı lâhutdan
Râz-ı aşkın perdesin keşf eylemez nâdane ney
Sînesi sûzan dili pürdâğ muhrîk nâlesi
Gûyiya aşk ile yandı ateş-i hicrâne ney
Navek-i dil-dûz-ı çeşm-i neyzen-i mahbûbdan
Şerhalar çekmiş serapâ sîne-i sûzâne ney
Başka bir hâlet verir sermest-i bezm-i vahdete
Neş’e bahşâ-yi safâdır meclis-i rindâne ney
Bende-i Mollâ-yı Rum’un çok mudur Hakkı eger
Her nefes dem-sâz olursa bu dîl-i nâlane ney
Hakkı Paşa
Sımâh-ı can için râz-ı nihandır nây-i Mevlana
Feyûz-ı aşka rehber bî zebândır nây-i Mevlana
Firâk-ı yâr ile dillerdeki feryâdı söyler hep
Acep bir sâmit-i âli beyandır nây-i Mevlana
Fürûğ-ı fikr ile bir dil ki zînet-sâz-ı irfândır
Ona bir hemdem-i muhrîk-nişândır nây-i Mevlana
Nevânın perde-i pinhânına esrârı gizlenmiş
O râzı anla kim menend-i candır nây-i Mevlana
Gıdâ-yı ruh olan mânâ gibi bir rûhu hâvîdir
Sakın zannetme bî-mâna figândır nây-i Mevlana
Olur ser-mest-i hayret nağme-i hüsn’ül-meâlinden
Hired-fersây-i cümle kâmilândır nây-i Mevlana
Fürûğ-ı feyz ile efkârımı tenvîr eder Mecdî
Hikem-âmûz-ı esrâr-ı nihandır nây-i Mevlana
Mecdî (Abdülaziz)
